5 Eylül 2015 Cumartesi

Kemono no Souja Erin


Yıl: 2009
Bölüm Sayısı: 50
Bölüm Süresi: 25 Dakika
Yayın Şekli: TV
Diğer İsimleri: The Beast Player Erin
Tür: Fantezi, Trajedi, Macera
Yönetmen: Hamana Takayuki
Orijinal Hikâye: Uehashi Nahoko
Firma/Stüdyo: Trans Arts, Production I.G

Erin neşeli olduğu kadar meraklı ve öğrendiği şeyleri çabuk kavrayan 10 yaşında küçük bir kızdır. Babası, Erin küçükken ölmüştür ve annesi Soyon ile Ake adlı küçük bir köyde yaşamaktadırlar. Ülkelerinin büyük savaş gücünün temelini oluşturan Touda adlı büyük yaratıkların bakımını yapmak bu köyün görevidir ve Soyon'da köyün en iyi veterineridir. Erin, büyüyünce annesi gibi Touda bakıcısı olmak istemektedir. Ancak annesi buna biraz karşı çıkar, Erin bunu ilk başta anlamaz ve elinden geldiğince çalışmaya devam eder. Velhâsıl olaylar Erin'in istediği gibi gitmeyecek ve kendi isteği dışında uzun bir yolculuğa çıkmak zorunda kalacaktır.





Erin'i uzun zamandır duyuyordum ve sonunda izleyebildim. İlk başta söyleyelim! Serinin çizimlerine karşı ön yargınız olmasın, zaten çizimlerinden çok hikâye sizi alıp götürecek emin olun. Hoş kan gövdeyi götüren bölümleri pek bilmesem de değişik bir biçimde yapmışlar, sanırım göze sokmak istemediler ve serinin açıkcası kan ve vahşetle anılıp ünlenmesini de istememiş olabilirler. Bunlar sadece varsayım =P Nedenini hiç bilmiyorum. İsteyen araştırabilir =P Zirâ bu sahneler serinin en kötü şekilde göze batan kısımları diyebiliriz. Onun dışında çizimleri klasik ve seriye oldukça uygun gitmiş bana göre. Serinin müzikleri de seriye uygun şekilde aynı şekilde. Bu ikisini geçip hikâyemize gelelim.





Hikâyemiz Erin adlı yeşil gözlü tatlı kızımızın 10 yaşından itibaren gelişen hayat öyküsünden alıntılardan oluşuyor. Yalnız Erin'i çok sevdim. Hani ne çok hanım hanım ne çok bilgiç ne aşırı yaramaz... Yani bu kız da hiçbir şeyin fazlası olmayan yazacaktım, ama aslında tam olarak değil diye düşündüm şimdi. Velhâsıl kızımız aşırı meraklı diyebiliriz ve diğerlerine göre bu merakından da dolayı olsa gerek her şeyi çabuk kavrayıp uygulayabiliyor. Yani bu özelliği dışında oldukça normal bir kız ve ben böyle bir karaktere cidden hasret kalarak çok sevdim. Yani kim var böyle ana karakter olup da normal biri? Tamam vardır, ama çok yoktur yahu =P Genelde çatlak ötesi oluyorlar, yani illa bir şeyleri aşırının ötesidir.





Her neyse bu kızımız aynı zamanda annesi tarafından Sis İnsanları'nın ırkından gelmiştir ve Sis İnsanları'nı kimse sevmemektedir. Bu ırkın gözleri ve saçları yeşildir ve bu yüzden nereye gitseler tanınma ihtimalleri vardır. Erin ise köyden çıkmadığı için sorun yoktur zaten, tabii köy halkından bazıları yine de onları aşağılamaktadır maalesef. Erin'in buna rağmen iyi bir kız olarak yetişmesi ise kesinlikle kişiliğinden ve annesinin onu sevgiyle büyütmesinden ileri geliyordur. Yahu izlerken böyle tatlı bir kızım olsa diye bile geçirdim =P Ancak bu tatlı kızın hayat hikâyesi hiç o kadar tatlı olmayacak kesinlikle. Bundan sonrasını yazmamak daha mı iyi olur acaba... Yazarsam önemli yerleri belirtecekmişim gibime geliyor =P 50 bölümlük seri olunca şunu şunu anlatayım desem bile olmuyor. Her neyse o zaman şunu diyeyim.

Bu ikisi serinin komedi kısmını oluşturuyor diyebiliriz =P

Erin hayatına devam ederken büyük kayıplar yaşayacak ve büyük olmasa da kendi çapında oradan oraya gidecek bir yaşamı olacak. Bu yaşam öyle zırt pırt olmayacak belli zaman aralıklarıyla olan bir macera bu. Maceradan daha çok zaten yeni bilgiler öğrenerek kendini geliştirecek diyebilirim hatta. Bu arada o zaman aralıkları ise yıllar yıllar arası... Bu zaman aralarında iyi veya kötü insanlarla tanışacak ve genel olarak iyi insanlar olacak bunlar ve hayatını şekillendirmeye yardım edecek kişiler olacak. Erin yıllar geçtikçe daha çok bilgi öğrenip kendini geliştirdikçe birilerinin gözüne batıp onu kullanmak isteyen insanlarla karşılaşacak ve bu Erin'i bir takım zor seçimlere kadar götürecek diyerekten kendimi fal bakıyormuşum gibi hissettim bir an =P


Erin'in yaşadığı fantezi dünyasından bahsedelim azıcık o zaman. İki bölgeden oluşan bir ülke var. Altın gözlü Tanrı olarak bilinen kraliçenin bölgesi ve Touda birliği ile ünlü Büyük Dük'ün bölgesi. Kraliçenin bölgesi savunmasızdır, Dük ise ona Touda birliği ile destek çıkarak yardım etmektedir. Ancak bu iki taraf arasında git gide büyüyen dramın başlangıcı olur. Velhâsıl kraliçenin bölgesi neşe ve zenginlik içindeyken Dük'ün bölgesi savaştan savaşa giden insanlarla doludur. Erin işte böyle bir zamanda yıllarını eğitime adayarak daha doğrusu sevdiği hayvanlara adayarak gelişmeye devam etmiştir. Elbette Erin bu öğrendiklerinin bir gün bu savaşın bir parçası olabileceğini hiç düşünmemiştir bile. Bu Touda denen yaratıklar dışında ikinci bir hayvan türü vardır ki Touda gördüğü zaman çılgına dönmektedir ve onu parçalara ayırmaktadır. Daha doğrusu Touda sürüsü görünce deliriyorlar =P Tek bir Touda olunca direkt saldırıp yiyorlar zaten. İşte bu türün adı ise hayvanların kralı olan Ouju'dur. Erin Touda türünü de sevmekteydi, ancak hayvanların kralını gördükten sonra onu daha çok sevmiştir. Şıpsevdi gibi biraz yahu =P

Yeşil saç ve mavi göz olsa da ayrı bir güzel olurdu dedirten sahne!

Şıpsevdi demişken, serinin içinde komedi de var ve aynı zamanda romantizm, ancak bu romantizm o kadar hafiften gösteriliyor ki... Tabii serinin konusu biraz daha değişik olduğu için haklılar, ancak yine de Erin'in aşık olduğu adamla ilgili biraz daha net bir sahne yapabilirlerdi =( Sona yaklaşmışken yan karakterler az olmasına rağmen iyiydi, hoş zaten Erin çevresinde geliştiği için olay pek yan karakterlik olay da yoktu diyebiliriz. Sonuç olarak Erin kendi yaşamına ait kararları başkalarının etkisinde kalmayarak yaşamaya çalışmış ve bu yolda ilerlerken her insan gibi az da olsa hatalar yaparak kendi yolunu çizmeyi başarmıştır. Bu arada unutmadan hikâyenin yazarı Seirei no Moribito serisinin yazarıdır. Bu seriyi izlemeden önce o seriyi izlemeniz önerilir ve sonra Erin'i izleyin kesinlikle =) İki seri de izlediğiniz zamana değecek =)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder